Ananya kulübesinin önündeki taşa oturmuş, elindeki kuru dalla toprağa şekiller çiziyordu. Epeydir komşusunu izlemekte olan Gunjan seslendi. Duymadı genç kadın. Bir kez daha seslendi, bir kez daha... Gövdesini kapının önünde…
Günlerdir kendini iyi hissetmeyen Hera değişiklik olsun diye köşkünden çıkmış bulutların üstünde seksek oynayarak rahatlamaya çalışıyordu. “Bin beş yüz seksen altı Bin beş yüz seksen yedi Bin beş yüz seksen…
Bitişikteki evden yine çığlıklar yükseliyordu. “Ben polisi arıyorum Mike, yeter artık. Her gece, her gece.” Televizyonun sesini biraz daha açan adam omzunu silkti. Kocasının aldırışsızlığıyla daha da canı sıkılan Betty…
Her güne bir kadın köşemde meslektaşım ve farklı yıllarda olsa da lise arkadaşım olan bu cesur ve öncü kadını daha önce neden paylaşmadım bilmiyorum. Yine de zararın neresinden dönülse kardır…
Zeus gözlerini masanın üstündeki makete dikmişti. Pürdikkat. O kadar dalgındı ki Hera’nın geldiğini fark etmedi. Kadın usulca yaklaşıp iki eliyle kocasının gözlerini kapadı, kulağına eğilip bil bakalım ben kimim diye…
Farzanah su dolu bidonları kapının önüne koyup doğruldu. Ağrıyan belini ovalayarak soluklandı bir müddet. Derin bir soluk aldı. İçeriden gelen çocuk çığlıklarını dinledi. Yine evin altını üstüne getirmiştir bu veletler…

Zerrin Soysal dünyasına hoş geldiniz. Burası, hayatın ritmiyle sanatın dokusunun kesiştiği bir durak. Yazılarım aracılığıyla hem hayata dair özgün perspektiflerimi paylaşıyor hem de zihnimin yaratıcı üretimlerini sizlerle buluşturuyorum. Kategorize edilmiş bu paylaşımlar, düşüncenin sanata dönüştüğü o ince çizgide yürüme davetidir.
