Press ESC to close

Zeus Ne Yapsın 7

Dıonysos’un sofrasında filozoflarla sohbet etmek iyi gelmişti Zeus’a. Bütün yarattıklarının boş beleş tipler olmadığını görmek özgüvenini tazelemişti. Yatağa girmeden önce sarhoşluk geçirici haptan iki tane almayı akıl ettiği için dinç uyandı ertesi sabah. İlk iş olarak da yardımcılarını toplantıya çağırdı. Yardımcılar yel yepelek yelken kürek huzura varıp gözünün çapağını ovuşturan Zeus’un karşısına dizildiler.

“Buyurun, Ambrosia alıp rahatınıza bakın beyler. Azmen tırpanını kapının önüne koy, sen de şu boruyu masanın üstüne bırak İsmen; uzun bir gün olacak.

Yardımcılar tedirgin bakışlarla birbirlerini süzüp neler olduğunu anlamaya çalışırken Zeus duş aldı, dişlerini fırçaladı, giyindi. Yeniden toplantı odasına döndüğünde kahvaltı masası donatılmıştı.

“Şu bizim Dıonysos işini biliyor azizim. Bundan sonra ben de onun gibi yapacağım. Buyurun, hem yiyelim, hem konuşalım.”

Yardımcılar yaşadıklarına inanamıyorlardı. Dördü de huzursuz ve tedirgindiler. Ne oluyordu patrona? İlk kez sofrasına davet ediyordu onları, ilk kez kendi içeceğinden ikram ediyordu. Bir tuzak olabilir miydi bu, ya da sınav… Biri midem rahatsız dedi öbürü diyetteyim, yedim geldim falan… Ellerini sofradaki lezzetli yiyeceklere uzatmaları için Zeus’un defalarca ısrar etmesi gerekti. İlk lokmalardan sonra korkuları azaldı, giderek rahatladılar. İyice doyana kadar dereden tepeden konuşuldu. Hizmetçi melekler boşları toplayıp kahveleri getirdikten sonra konuyu açtı Zeus. Planını anlattı.

“Birinizin haksızlığa uğrayan kadınları toplamasını istiyorum, biriniz çocukları getirecek, biriniz de mazlum erkekleri…”

“Ben kadınlarla ilgilenirim ama görevi detaylandırmak gerekir ulu Zeus. Haksızlığa uğramış derken tam olarak neyi kastettiğinizi bilmeliyim. Aynı işi yaptığı halde erkeklerden daha az maaş alanları mı kastediyorsunuz mesela? ”

“Para işine hiç girmeyelim, işin içinden çıkamayız o zaman. Ben daha can yakıcı uygulamalardan söz ediyorum. Tecavüz, dayak, şiddetin her türlüsü gibi…

“Kocasının tecavüz ettikleri de dahil mi?”

Tek kaşı öfkeyle havalandı Zeus’un.

“Yok artık, olur mu öyle şey! Kocanın yaptığı şeye tecavüz denmez. Onun en doğal hakkı. Canı çekince karısına gidecek elbette, yoksa gözü dışarı kayar. O zaman da kadın başlar dırdırlanmaya. Yok efendim evde gül gibi karın dururken neden yaptın, yok efendim o şırfıntıda ne buldun? Benden güzel mi? Al başına belayı.”

Evlilik ve kadın deyince Hera geliyordu aklına. Ve ister istemez kan beynine sıçrayıp coşuyordu.

“Kadın dediğin kocasının bir dediğini iki etmeyecek. Dışarıda hanımefendi, mutfakta aşçı yatakta… aman neyse işte. Hayır efendim, kocanın yaptığı asla ve kat’a tecaviz değildir. Olmaz, olamaz. Haa kadın dediğin kocasının ipini de uzun tutacak. Öyle vara yoğa söylenip kocayı kendinden uzaklaştırmayacak. Kadın dediğin…”

Söylendikçe coştu, coştukça konuştu. Epey sonra bütün yardımcıların uyuklamaya başladığını anlayınca durdu. Aniden gelen sessizlik yardımcıları kendine getirdi. Gözlerini açıp omuzlarını dikleştirdiler.

“Nerde kalmıştık? Hangi kadınların toplanacağını konuşuyorduk değil mi?”

Hepsi birden başlarını salladılar.

Görev verilen Mimen uyuklamadığını ispat etmek istercesine atıldı.

“Ben derim ki; para için kendini satmak zorunda kalan bütün kadınları kurtaralım.”

“Niye? Ya kendi rızasıyla yapıyorsa bu işi?

Cemen’di itiraz eden. Sanki o toplayacakmış gibi gözünde büyümüştü iş. Azmen araya girdi.

“Onca yılın tecrübesiyle diyebilirim ki hiçbir kadın kendi rızasıyla yapmaz bu işi. Binlercesinin son anlarına tanıklık ettim. Hepsi de sebep olana ilenerek can verdi. Ya kocası yüzünden düşmüştür o yola, ya babası, ya da sevdiği…Bir yerlerde sırf ailesinin geçimini sağlamak için gönüllü olanlar da var ama içleri yana yana gidiyorlar o evlere. Velhasıl ben bu işi yapan kadınların hepsinin alınmasından yanayım. Bari burada rahat etsin garipler.”

Cemen hemen atıldı.

“Yaşı geçip bu işten emekli olunca için pazarlama kısmına geçenlere ne diyeceksin Mimen? Onlar da mı garip?”

Cemen’in buna verilecek cevabı yoktu. Kendi yerine cevaplasın diye bakışlarını Zeus’a çevirdi.

Zeus da tereddütlüydü. Seçme işinin kolay olmayacağını biliyordu ama ayrıntıya girdikçe çetrefilleşiyordu konu.

“ Ben buna bir çözüm üretirim, seçmeleri bitirince size liste vereceğim zaten.”

Masadakiler rahatlamıştı. Gerinip arkalarına yaslandılar.

“Devam ediyorum. Azmen sen erkekleri toplayacaksın. Hayatında bir kez bile olsa kadın satın alanları istemiyorum. Hiç birini gözüm görmesin o şerefsizlerin. Korkutarak, şantajla, mevkisini kullanarak, kandırarak ilişki kuranların hiç birini… Anlaşıldı mı? Kendi zevki için başkasını üzenlere yeni gezegenimde yer yok.”

Siz yaparken iyi ama diye iç geçirdi yardımcılar ama ses çıkarmadılar. Zeus’un bu ölçeğine uyarlarsa geriye pek de kimse kalmayacak; yeni gezegen kadın ve çocuk ağırlıklı olacaktı.

Filozoflarla konuştuktan sonra Zeus’un kriterleri değişmişti. Eleğin deliklerini bu kadar sıkı tutmak ilk taşı günahsız olanlar atsın demekle eşdeğerdi ama başka türlüsü de olamazdı.

“Ben tek tek özgeçmişler üzerinde çalışıyorum. Hepinize liste vereceğim yakında ama şimdiden bir ön bilgi vermek istedim. Bir de sizin görüşlerinizi almak istedim tabii.”

Yardımcılar bir kez daha şaşırdılar. Şimdiye kadar sadece emir vermek için huzuruna çağırırdı Zeus. Şimdiyse fikir danışmaktan söz ediyordu. Birbirlerine baktılar Zeus’a çaktırmadan. Ne iş der gibi Azman’a göz kırptı Mimen. Mimen bende anlamadım diye fısıldadı. Astığı astık, kestiği kestik tanrı birden demokrat kesilmişti. Zavallı yardımcılar bu değişikliği neye yoracaklarını bilemeden öylece bekleşmeye devam ettiler.

“Cemen seni dünyaya göndermiyorum. Burada benimle kalıp gelecek olanlar için yer inşa etmeme yardım edeceksin. Ayrıca öbür arkadaşlarınla iletişim halinde olup bilgi alışverişinde bulunacaksın. Tamam mı? Anlaştık mı?”

Şaşkınlıktan dili dolanarak Siz nasıl emrederseniz ulu Zeus gibilerinden bir şeyler geveledi Cemen. Ne olmuştu bu adama? Yaşlılık belirtisi miydi bu gevşeklik? Dört yardımcı işlerinin başına dönerken sersemlemiş gibiydiler. Yol boyunca Zeus’daki bu olağanüstü değişimi konuşup hayırlara vesile olmasını dilediler.

Hera’yla konuşup nedenini sorsak mı dedi Mimen.

Üçü birden itiraz ettiler.

“Aman ha! Bu kart zampara yeni bir kadın yüzünden yumuşadıysa ortalığı kızıştırmayalım durduk yere.”

Dördü birden bastılar kahkahayı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir