
Hiç bitmesin dediğiniz kitaplar vardır. İstemeye istemeye geldiğiniz son sayfada, satırda kalıp kurgulanmış dünyasından çıkmamak için direnirsiniz; belki başa dönüp hiç değilse birkaç sayfasını yeniden okur, altını çizdiğiniz bölümlere yeniden göz atarsınız. Okuduğunu sürece gündelik yaşamınızdan daha sahici olmuştur romanın dünyası. Gündelik zorunlu işlere döndüğünüz de de zihninizde sürüp giden hikayesiyle size çevrenizdekilerin anlayamayacağı bir dalgınlık, uyurgezerlik yaşatır. Ve onun ardından elinize alacağınız her kitabın yavan geleceği düşüncesiyle bir türlü başka okumalara geçemezsiniz. Magda Szabo’nun Kapı isimli romanı işte bu tür bir kitap…
Kitap kurdu bir arkadaşımın önerisiyle keşfettiğim yazarın dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını okumak niyetindeyim. Çünkü çok sevdim. Dilini, üslubunu, ana olay örgüsü akıp giderken arka planda trajik bir geçmişi hikayeyi kesintiye uğratmadan işleyişini ve en çok da kanlı canlı karakterler yaratma becerisini…
Bu romanda çok iyi anlatılmış iki ana karakter var; bir yazar olan anlatıcı ve ev işlerini gören yaşlı kadın, Emerenc. Yazar karakteri geleneklere saygılı, toplumsal kurallara uyarak yaşayan, görev duygusu ağır basan, örnek biridir. Eşiyle essiz sakin bir hayat sürdürmekte, hayatın sunduğu olanaklar çerçevesinde yaşayıp gitmektedir.
Ev işlerine yardımcı olması için anlaştıkları kadınla bu nedenle ters düşerler başlangıçta. Yaşına rağmen herkesin işine koşan, dört kişinin ancak üstesinden gelebileceği işleri tek başına yapan hizmetçi, toplumsal düzene uymak bir yana en basit görgü kuralına bile aldırış etmemekte, kendi düzeninden en ufak bir taviz vermeksizin yaşamaktadır. Gök gürleyince koşa koşa evine kapanan, işe gelip gelmeyeceği, geldiğinde ne yapacağı belirsiz, evini kimseye açmayıp gelenleri çamaşır suyu kokulu antresinde ağırlayan tuhaf bir kadındır Emerenc. Ölmüş yakınlarını bir araya getirecek, öldüğünde kendi küllerinin de muhafaza edileceği bir anıt mezar için para biriktirmektedir.
Çatışmayla başlayan ilişkileri zamanla rayına oturur, hatta birbirlerine ilginç bir biçimde bağlanırlar. Dile dökülmeyen bir sevgidir bu. Yazar ve kocasının karda bulup hayatını kurtardıkları yavru köpek de bu bağın gelişmesinde önemli bir rol oynar.
Birbirine zıt karakterdeki iki kadının ilişkisini anlatırmış gibi görünen hikaye insan ruhuna derinlemesine neşter vuran, yanıtı kolaylıkla verilemeyen sorular sorduran bir anlatı aslında. İki kadının ilişkisinden çok daha derine inen sorunsalları var. Kararlarımızda duygu mu ağır basmalı mantık mı? Seçimlerimizi beynimizle mi kalbimizle mi yapmalıyız? Yaşadıklarımız geleceğimizi nasıl şekillendirir? İyilik nedir? Onurunu yitirerek yaşamak mı, kimselere yük olmadan çekip gitmek mi? O kararı vermek size kalmışsa ne yapmalısınız? Gerçekler katlanılamayacak kadar ağırsa nereye sığınılır, nasıl ayakta kalınır? Anlık bir karar ömür boyu sürecek vicdan azabına yol açar mı?
Kapı, okurunu buna benzer pek çok soruya maruz bırakan hikayesiyle çok etkileyici bir roman. İnsana dair sorular sordurmakla kalmayıp hayvanlarla ilişkilerimizi de devreye sokuyor. Sırf canlarını kurtarmak için kapalı bir mekana tıkarak bir çeşit müebbet yaşatmak doğru mu? Onların yaşamını şekillendirmeye hakkımız var mı? Yoksa en yüce varlık olduğumuz öğretisinin küstahlığıyla haddimizi aşıyor muyuz vs. vs.
Bir arada yaşamak ancak kurallarla mümkündür. İyi örgütlenmiş, refah seviyesi yüksek toplumlar ancak mantıkla düzenlenmiş bir kurallar silsilesiyle yaratılabilir. Başka türlüsü olanaksızdır. İnsan denen varlıksa duygularıyla hareket eder. Varsayıldığının aksine “rasyonel” değil alabildiğine “irrasyonel”dir. Kanımca toplumsal çatışmaların kökeninde de çoğu zaman bu karşıtlık yatmaktadır. Roman bu çelişkiyi iki kahramanın yanı sıra yan karakterler aracılığıyla da gayet güzel aktarıyor.
Kapı, çok satar kitap yazma kurallarına uymuyor. Engelleri aşıp mutlu sona ulaşan bir kahramanı yok, nice zorlukları ardında bırakıp kavuşan sevgililer, yaşamın güçlükleriyle boğuşurken yanlış yollara sapıp sonunda aydınlanma yaşayan karakterler yok. Bu kalıplaşmış formüllere gerek duymadan iki yüz küsur sayfada insanın en yaman çelişkilerine, ikilemlerine, dayanma gücüne ayna tutuyor Magda Szabo.
Garip alışkanlıkları, kaba, itici davranışlarıyla yarı deli biri izlenimi veren hizmetçi
ortak yaşamlarının kırılma anlarında anlattıklarıyla geçmişini ve iç dünyasını usul usul açığa çıkarırken yazarla birlikte okurun da sevgisini, daha da önemlisi saygısını kazanıyor. Onurunu korumak için katlandığı yoksunluk, verdiği mücadele o kadar canlı anlatılmış ki kitabın son satırlarında evin bir ferdi kadar tanıdık, karşı komşu kadar gerçek bir olup çıkıyor Emerenc.
Edebiyat seven herkesin okumaktan zevk alacağı, her iki kahramanda da kendinden bir şeyler bulacağı, kolayca yanıtlanamayan sorular sorduracak, kısa ve iddiasız adına, renksiz kapağına karşın büyük bir roman Kapı. İnsan ruhuna kazı yapmayı sevenlere özellikle öneriyorum.


Comments (2)
Ekimsays:
18 Nisan 2022 at 20:26Merak ettim hiç okumadığım bir yazar.. İnsan ruhunu anlatan kitaplar çok hoşuma gidiyor hemen ekliyorum listeme.. 🍀💜
adminsays:
28 Nisan 2022 at 09:43ben çok beğendim, umarım sen de seversin bu yazarı