Press ESC to close

Gündemden Kaçış Yok 995 km

Gündemden Kaçış Yok

Murathan Mungan çok sevdiğim, sıkı okurları imza günlerinde uzun kuyruklar oluştursa da değerinin yeterince bilinmediğini düşündüğüm bir yazardır. Hoş, sanatçı deyince şarkıcı ve oyuncuların anlaşıldığı, çok satar olmadıkça kimsenin yazardan sayılmadığı bir toplumda buna çok da şaşmamak gerekir. Gerekir de neylersin ki gönül ummaktan kolay kolay vazgeçmiyor.

Masal tadındaki, özellikle batı dünyasının bir çok yazarına ilham vermiş Binbir Gece Masalları’nın günümüzdeki devamı sayılabilecek öykülerinin güzelliğini bilen bilir. Bu kısa yazıda onlara övgüler düzmeme gerek yok ama ilk anda kalınlığıyla okurun gözünü korkutan, başlayınca su gibi akıp giden “Şairin Romanı” benim gözümde bir başyapıttır. Bu romanında yazar bize var olmayan bir dünyada, ayak basılmamış kentlerde geçen, şairlerin baş tacı edildiği, kentlerin surlarında şiir bayraklarının dalgalandığı gerçek dışı ancak bir o kadar da tanıdık bir hikaye sunar. Dil her zamanki gibi çok zengin, olay örgüsü ve kurgu muhteşemdir. Finaliyse benim gibi ters köşe yapan anlatıları sevenler için sarhoş edici bir sürpriz…

“Şairin Romanı” na kısaca değindikten sonra asıl konuya, Yazarın son romanına değinmek istiyorum. Murathan Mungan şairliğinden, denemelerinden, anılarından, sinema yazılarından bildiğimiz gibi kendini bir türle sınırlamayan bir yazar. Kendi yazdıklarıyla yetinmeyip başka yazarların eserlerinden de derlemeler yaparak tahminimce okurlarına yeni ufuklar açmaya çabalıyor.

Bu zengin külliyatın arasında 995 KM çok ayrıksı, özel bir yapıt. Öncelikle mekanlar ve zaman çok net. Olay günümüz Türkiyesinde geçiyor ve bir tetikçinin 995 kilometre süren yolculuğunu kendi ağzından anlatıyor. İkinci bölümde başka anlatıcılar da giriyor devreye ancak asıl ağırlık çift taraflı çalışan tetikçide. Roman güzel mi güzel. Diliyle, kurmacasıyla, karakterlerinin iç dünyasını yansıtmasıyla son derece başarılı. Ama bildiğimiz, alıştığımız, dört gözle beklediğimiz Murathan Mungan romanı değil.

Devlet- tarikat- terör örgütü ilişkilerini, çembere dahil olan kişilerin olaylara bakış açılarını, kutsal bir dava için savaş verdiklerini düşünürken araya kendi küçük menfaatlerini de sokuşturmalarını adeta bir film izlercesine okuyoruz. Dil yalın, olaylar güncel , mekanlar bir gazete haberindeki kadar gerçeğiyle örtüşüyor. Öyle ki insan arada bir kitabın kapağına bakıp gerçekten bir Murathan Mungan romanı mı okuduğunu kontrol etmek gereğini duyuyor. Ve ister istemez şunu düşünüyor: O muhteşem masalsı dünyaları yaratarak okuru içinde debelendiği gündelik yaşamın trajik sıradanlığından bir nebze de olsa uzaklaştıran yazar bile ülke gündeminden kurtulamayıp böyle bir roman yazmak zorunluluğunu hissettiyse durum gerçekten çok vahim demektir. Vay halimize!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir