Press ESC to close

Normalleşmeyelim

Normalleşmek

Zaman her şeyin ilacı öylesine söylenmiş bir söz değildir. Her şey geçer. Acılar küllenir, sevinçler solar. Ülkemizin geniş bir coğrafyasını doğrudan, geri kalanını da ikinci derecede alt üst eden depremin vurgunu da atlatılacak elbet. Yitirilenlerin yası tutulacak, kaybedilen mal mülk eksiğiyle gediğiyle yerine konacak, yaralar sarılacak. Gündelik yaşamın küçük kaygıları yeniden gündemimizin baş köşesine kurulacak. Başka türlüsü zaten olanaksız. İlk günlerin yürek yangınına hiçbir canlının bünyesi dayanmaz, kaldıramaz.

Acılarımızı yumuşatıp yaralarımızı sararken normale dönmek kavramını kullanmak istemiyorum ben. Normale dönmekten kasıt hayatımıza kaldığımız yerden, eskisi gibi devam etmekse buna itirazım var. Bizim normalimiz sakat çünkü. Bize bu acıları tekrar tekrar yaşatanın ta kendisi bizim normalimiz. Küçücük çıkarlarımızı, kısa vadeli kazanımlarımızı öncelediğimiz

için yaşıyoruz bu felaketi…

Yıllar önce sınav giriş soruları çalındığında hak etmedikleri üniversitelere girerek hak etmedikleri mesleklere, ünvanlara sahip olanların geleceğimizde söz sahibi olacağını düşünmedik değil mi? Aksine bizim çocuğumuz da o fırsattan yararlansın diye ismi lazım değil o dershanelere göndermek için araya adamlar soktuk, yalvar yakar olduk.

Eğitim sisteminin altı oyulurken, ilk, ortaöğretimde takdir teşekkür belgeleri havalarda uçuşurken

başarının bunca ayağa düşürülmesine hangimiz ses çıkardı? Çocuklarımızı, ülkenin geleceğini emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin hor görülmesini, fitre zekat verilecek düzeye indirilmesini hangimiz protesto etti? Aksine öğretmenlere maaşını ödediğimiz hizmetli muamelesi yapmaktan ayrıca zevk aldık.

Birkaç aklı selim görevli sayesinde tarım arazilerimiz imara açılmadığında tarlamızı parselleyip satamadığımız için kızıp köpürmedik mi? Ormanlarımız, meralarımız verimsiz enerji üretimi için yok edilirken bir avuç insan dışında kaçımız umursadı? Derelerimiz, göllerimiz, sulak alanlarımız kurutulurken iş imkanı doğacak, yeni tarlalarımız olacak diye ellerimizi ovuşturmadık mı?

Yaşadığımız binaların altına kolonlar kesilerek market, fırın açılırken oh ne güzel ayağımıza geldi diye sevinmedik mi?

Biraz düşünürsek bu yazdıklarıma benzer bir çok örnek bulabiliriz.

Öyleyse normalleşmeyelim artık.

Kestirme yollara, sırf daha ucuz diye ahlaki ya da bilimsel olmayan çözümlere yönelmeyelim. Yöneticilerimizi , kısa vadeli menfaatlerimizi düşünerek, eş dost kayırarak değil ülkemizin çıkarlarını, çocuklarımızın geleceğini hesaplayarak seçelim.

Eski normalimizin ceremesini fazlasıyla çektik. Akıl yolundan sapmadan kuralım yeni düzenimizi. Hayatımızda akıla, bilime, planlı yaşama, sevgiye, anlayışa daha çok yer açalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir