Press ESC to close

Yeniden Başlarken

Yaşadığımız son felaket hepimizde büyük yaralar açtı. Deprem bölgesindeki felaketi birebir yaşayan, ailesini, sevdiklerini, mal varlıklarını yitiren insanlarımızın acılarını paylaşmaya çalışırken bizler de hırpalandık. Canımız yandı; elimizden gelenin azlığına kahrolduk, üzüldük, öfkelendik, sebep olanlara lanet okuduk. Duygudan duyguya savrulduk. Bu arada  kendimizle, hayatla hesaplaşmaya, yeni  yol haritaları çizmeye koyulduk bir yandan da…

1999 Gölcük depreminin ardından emlak piyasasının alt üst olduğuna tanıklık etmiştim. Sağlam zeminli binaların bulunduğu bölgelere talep artmış, çürük zeminli bölgelerdeki evlerin değeri hızla düşmüştü. Maddi olanakları elverişli aileler nispeten  güvenli bölgelere taşınmışlardı. Bir takım kestirimlerde bulunsak da henüz tozu dumanı yatışmamış son felaketin ne gibi sonuçlar doğuracağını bilemiyoruz. En az hasarla atlatmak,  aklımızı başımıza devşirmezsek yenilerini yaşayacağımızın ayırdına varıp  ders almayı ummak dileğimdir.  

İki felaketi kıyaslamak, aradan geçen bunca zamanda neyi ne kadar yaptığımızın muhasebesini yapmak bu yazının konusu değil. Bunu belki aradan biraz daha zaman geçtikten, daha sakin bir kafayla kendimce yapmayı, sizlerle paylaşmayı düşünebilirim. Şimdi aktarmak  istediğim konu  farklı…

Yazılarımı okuma zahmetine katlananlar bilirler. Kısa öykülerimi, sevdiğim kitapları, düşüncelerimi paylaştığım zerrinistan.com adresli  son derece müzevazı bir blogum var. Okur sayısını arttırmak, ilgi çekmek, reklam almak gibi kaygılarım olmadığı için onunla yetinmiştim şimdiye kadar. Ancak göstere göstere gelen bu felakete, ardından kötü niyetli olduğundan hiç kuşkulanmadığım büyük ihmallere tanıklık ettikten sonra sesimi daha güçlü duyurmam gerektiğine karar verdim. Kendisine milletçe çok şey borçlu olduğumuz sayın İsmet İnönü’ yü hürmetle yad ederek anımsadığım “Bir ülkede namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça o ülkede kurtuluş yoktur” sözünden yola çıkarak sesimi yükseltmek görevim diye düşünüyorum.  Bazıları bunu hadsizlik olarak değerlendirebilir. Son yılların modası bir çıkışla “sen kimsin ya, sen kimsin” diyebilir. Öylelerinden ricam beni ve yazdıklarımı yok saymaları, görmezden gelmeleri… 

Yeni bir adreste, çok sevdiğim bir genç arkadaşımın emeğiyle profesyonelce hazırlanmış bir platformda  daha sık, daha cesur, daha içten paylaşımlarda bulunmak dileği ve umuduyla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir