
İnilder gibi gıcırdadı kapı. Annesi, çizgili naylondan pazar çantalarını sürükleyerek içeri girdi. Şişkin çantaları yere koyup, alnından çenesine süzülen terleri başörtüsünün ucuyla sildikten sonra, elini torbalardan birine daldırıp çıkardı. Gazete kağıdından yumruk büyüklüğünde bir topak…
“ Al bakalım, bu senin!”
Emirhan oturduğu minderden zıplayıp koştu. Uyduruk paketi kapıp, kağıdı parçaladı. Aylardır istediği, ağlayıp zırlayarak aldırmaya çalıştığı topaç… Annesinin bacaklarına sarılıp ellerini, elbisesinin eteklerini öpücüklere boğdu. Odanın ortasına koştu, hopladı zıpladı. Gelip annesine bir daha sarıldı. Dar pencereden giren ışığın oluşturduğu toz sütununun arkasından sevinç yumağı oğlunu izleyen anne, göz pınarlarında biriken yaşı elinin tersiyle silip cüzdanında kalan parayı saydı. Hala zıplamakta olan oğlana bir kez daha bakıp çantaları boşaltmaya koyuldu. Zıplamaktan yorulan çocuk tek göz odalı evin en aydınlık yerine, pencere önüne gidip dikkatle inceledi oyuncağını. İp dolanacak yeri çizgili, göbeği çiçekliydi. Pembe, kırmızı, mavi papatyalar…
İncelemeyi bitirince tepesindeki çengelin ucundan sarkan ipi sıkıca dolayıp yere koydu, hızla çekti. Topaç iki dönüp devrildi. Sunturlu bir küfür savurdu kendine. Kilimin üstünde topaç çevrilir mi hiç? Kapı ağzına, betona gidip tekrar denedi. Bu sefer daha uzun döndü topaç. Bir kez daha, bir kez daha…
“ Anne bak, ne güzel dönüyor!”
Kadın arkasını dönmeden yanıtladı. Daha yemek yetiştirecek, ertesi günün siparişi baklavayı açacak.
“ İyi ya, çevir işte! Başımın etini yedin ne zamandır.”
“ Yaşasın! Mahallenin en hızlı topacı olacak bu. Kerem’inkinden bile hızlı…”
Nefti zeminde renkli daireler oluşturarak dönen oyuncağı arka arkaya çevirmeyi sürdürdü. Dönerken gözlerini üstünden alamıyor, durmasını beklemeden alıp hemen yeniden çevirmeye başlıyordu. İyice elini alıştırıp topaca her istediğini yaptıracağından emin olunca kapının önüne fırladı. Uyduruk kaldırımın pürtüklü zemini iyi gelmemişti oyuncağa. Biraz toz kaldırıp duruyordu. Daha kaygan bir yer düşünürken Hasan geldi.
“ Aaaaa, ne güzel lan bu! Nereden buldun?”
“ Ne bulması oğlum, annem aldı.”
“ Yaaa… Bir kere de ben çevireyim mi?”
“ Burada dönmüyor, iyi bir yer bulalım önce!”
İki çocuk kaygan, düz bir yer düşünürken sokağın başında Mustafa’yla Hüseyin göründüler. Hepsinin gözü, Emirhan’ın elindeki renkleri henüz solmamış topaçta.
“Asfalta gidelim, en iyisi asfalt.”
Topacı olanlar eve, almaya gitti, bağrış çağrış yola koyuldular. Bakkalın önündeki asfalt kaymak gibiydi gerçekten de. Arada bir ufak çukurlar, çıkıntılar yüzünden yalpalasa da çiçeklerini saçarak neşeyle dönüyordu topaç. Sesleri duyan geldi. Mahallenin bütün çocukları başında halka oldular.. Emirhan kimsenin dokunmasına izin vermeyerek, ciddiyetle sarıyordu ipi. Yere koyup büyük bir ustalıkla, hızla çekiyor, sonra geri çekilip seyre koyuluyordu. Büyülenmiş gibi bakıyordu topacına. Rüyasında gördüğü topaçlardan bile güzel dönüyordu. Uzun uzun, efelenerek… Yeni topacı çevirmekten ümidi kesen çocuklar kendilerininkiyle oynamaya koyuldular. Bir yarıştır başladı. Kimin topacının daha uzun döndüğünde anlaşamayıp kapıştılar az sonra. Gürültüleri sokaktan taşıp üst katlara ulaştı. Camlardan irili ufaklı tülbentli, sıkma başlı, çemberli kafalar sarktı. Söylenmeler, homurtular…Sonunda elinde sopayla kapıya çıkan bakkal hepsini kovaladı.
Emirhan önde, ötekiler arkada boş arsaya koşup su basmana kadar örülüp terk edilmiş kalıntının düz betonuna tırmandılar. Yarış tekrar başladı. Daha birkaç saat önce uyduruk tezgahta benzerleriyle birlikte satılmayı bekleyen topaç, yapıldığından beri bu günü bekliyormuş gibi keyifle dönmeyi sürdürüyordu. Öbür topaçlar bu kadar güzel dönmüyordu sanki.
“ Bir kere de ben çevireyim mi Emirhan, n’olursun?”
Oğlan omzunu silkti.
“Çeviremezsin ki, bana alışık!”
Beton bütün topaçlara yetecek kadar geniş değildi. Çocukların bir kısmı aşağıya, asfalta indiler. Üç beş seyircisi kalmıştı Emirhan’ın. Onlar da bıkıp topacı kendisine vermesini bekleyenler… Daha çok beklerlerdi. Usturuplu bir hamleyle topacını alıp betondan aşağı atladı. Ötekilerin yanında çevirecek, en iyi dönen ortaya çıkacak. Mahallenin en güzel topacı onunki, en iyi topaççısı da kendisi! Görsün Kerem…
Bulundukları yer işlek olmayan, kim bilir hangi seçim öncesi oy hesabıyla asfalt dökülmüş dümdüz bir yoldu. Ara sıra geçen arabalara dikkat edilirse en iyi topaç çevirme yeri… Emirhan dikkatle doladı ipi, gözünü kısıp Kerem’in topacına doğru yere attı. Armut biçimi renk yumağı döne döne çocukların ayaklarına doğru ilerledi; açılıp yol verdiler. Temposunu hiç bozmadan, nereye gittiğini biliyormuş gibi dönmeyi sürdürdü topaç. Şimdi bütün çocuklar onu izliyordu. O da ilgi odağı olduğunu bilirmiş gibi mağrur, ha bire dönüyordu. Daha önce hiç görmedikleri yeni numaralar bile gösteriyordu arada. Duracakmış gibi iyice yana yatıyor, sonra doğrulup yeniden eski halini alıyordu. Gitti gitti, minik bir engele değip zıpladı, öne arkaya kaykıldı, doğruldu, yanı başındaki rögar deliğinde kayboldu.
Emirhan başına geleni anlayamadı önce. Deliğin başına yürüyüp topacının çıkmasını, dönmeyi sürdürmesini bekledi. Topaç geri çıkmayınca eğilip deliğin dibini görmeye çalıştı; zifiri karanlık… Paslı demirlerin arasında sallanan bir örümcek, ağının delindiğini fark edip harekete geçmişti. Oğlan ağladı ağlayacak bakışlarını arkadaşlarına dikti. Hepsi suspus, ne yapacak diye gözünün içine bakıyorlar. Tozlu, sıcak, yapışkan bir sessizlik… İnce bir yel esti. Uzaktan, yan sokaktan nağmeli bir ses yükseldi.
“Dondurmam gaymaaaak”.
Bütün çocuklar arkalarını dönüp bağrış çağrış dondurma arabasına koştular. Emirhan deliğin başında tek başına, annesi gelip çeke çeke eve götürünceye kadar bekledi.


Comments (7)
Ekimsays:
18 Nisan 2022 at 20:18Eline sağlık teyzecim döktürmüşsün.. İçim acıdı 😔
adminsays:
28 Nisan 2022 at 09:42sağ ol canım.
EROL TOĞRULsays:
18 Nisan 2022 at 21:41Her zamanki gibi,yine harika.!
adminsays:
28 Nisan 2022 at 09:43teşekkür ederim Erol. Sevgiler, selamlar.
Hasansays:
20 Nisan 2022 at 12:41Tatlı öykü ama sonu hüzünlü bitti.
Mahvettin yavrucağı 🥰😢😋
adminsays:
28 Nisan 2022 at 09:44hayat garibanlara hep acı yüzünü gösteriyorsa suç benim mi?
Özlemsays:
29 Eylül 2022 at 18:20❤️